Ağaç Yaş İken Eğilir
Sabahın ilk ışıkları, anneannenin bahçesindeki dut ağacının yapraklarının arasından süzülerek toprağa altın sarısı desenler çiziyordu. Çiğ taneleri henüz kurumamıştı. Hafif bir rüzgâr, lavantaların kokusunu avluya yayıyor, uzaktan horoz sesleri duyuluyordu. Eski taş evin ahşap pencereleri açıktı. İçeriden yeni demlenmiş çayın kokusu gelirken, bahçede kuşlar telaşla daldan dala konuyordu.
Yaz tatilini dört gözle bekleyen Cihan ile Pınar, yine anneannelerinin yanına gelmişti. Bu ev onlar için sadece bir tatil yeri değildi. Burası masalların anlatıldığı, kurabiyelerin birlikte yapıldığı, her köşesinde çocukluk anılarının saklı olduğu sıcacık bir yuvaydı.
Kahvaltıdan sonra anneanne eline küçük bir sepet aldı.
"Hadi bakalım çocuklar, bugün bana bahçede yardım edecek misiniz?"
"Tabii ederiz!" diye aynı anda cevap verdi ikisi de.
Anneanne gülümseyerek onları bahçenin arka tarafına götürdü. Orada henüz yeni dikilmiş incecik bir fidan vardı. Yanında ise gövdesi kalınlaşmış, dalları gökyüzüne uzanan yaşlı bir ceviz ağacı yükseliyordu.
Anneanne, fidanın yanına çömeldi.
"Şuna bir bakın."
Pınar eğilip minicik yapraklarına dokundu.
"Ne kadar yumuşak..."
Cihan da ince gövdesini hafifçe tuttu.
"Çok kolay eğiliyor."
Anneanne başını salladı.
Sonra ikisini yaşlı ceviz ağacının yanına götürdü.
"Şimdi bunu eğmeye çalışın."
Çocuklar iki elleriyle gövdeyi ittiler.
Hiç kıpırdamadı.
Pınar nefes nefese kaldı.
"Anneanne, bu hiç eğilmiyor."
Anneanne gülümsedi.
"Çünkü artık büyümüş."
Tam o sırada bahçenin köşesinden bir ses geldi.
Komşunun küçük oğlu Emir, elindeki meyve suyunu bitirmişti. Kutuyu yere bıraktı, koşarak uzaklaştı.
Pınar bunu görünce hemen kutuyu aldı.
"Anneanne, çöp yere atılmaz."
Kutuyu çöp kutusuna götürdü.
Anneanne hiçbir şey söylemedi.
Bir süre sonra Cihan, kullandığı bahçe makasını işini bitirince olduğu yere bıraktı.
Anneanne onu sessizce izledi.
Aradan birkaç dakika geçti.
Pınar koşarken makasa takıldı. Neyse ki düşmeden son anda dengesini sağladı.
Cihan'ın yüzü bir anda değişti.
"Ben bıraktım..."
Mahcup olmuştu.
Hemen makası alıp yerine kaldırdı.
"Özür dilerim."
Anneanne çocukların yanına geldi. İkisini de dut ağacının altındaki eski tahta salıncağa oturttu.
Bir süre rüzgârın yapraklarla konuşmasını dinlediler.
Sonra anneanne yumuşak bir sesle konuşmaya başladı.
"Çocuklar... Size büyüklerimizin çok güzel bir sözünü anlatayım."
İkisi de merakla yüzüne baktı.
"Ağaç yaş iken eğilir."
Pınar başını hafifçe yana eğdi.
"Ne demek bu anneanne?"
Anneanne bahçedeki iki ağacı gösterdi.
"Biraz önce gördünüz ya... Küçük fidanı kolayca yönlendirebildik. Ama yıllardır büyüyen ceviz ağacını artık eğemedik."
Sonra çocukların gözlerinin içine bakarak devam etti.
"İnsan da böyledir. Güzel alışkanlıklar, saygı, sorumluluk, dürüstlük, yardımseverlik... Bunlar çocukken öğrenilirse insanın karakteri olur. Ama yıllarca yanlış davranışlara alışan birinin değişmesi çok daha zordur."
Cihan sessizce dinliyordu.
Anneanne elini onun omzuna koydu.
"Bugün makası yerine bırakmayı unuttun. Bu küçük bir hata gibi görünebilir. Ama küçük ihmaller zamanla alışkanlığa dönüşür."
Sonra Pınar'a döndü.
"Sen de yere atılan çöpü kaldırdın. Çünkü sana küçük yaşlardan beri çevreyi temiz tutmanın önemli olduğu öğretildi."
Pınar gülümsedi.
"Demek ki iyilik de öğreniliyor."
Anneanne gözleri dolarak başını salladı.
"Evet yavrum. İnsan doğduğu gün her şeyi bilmez. Onu şekillendiren sevgidir, ailedir, gördüğü örneklerdir."
O sırada hafif bir rüzgâr esti.
Minik fidan rüzgârla birlikte usulca eğildi.
Yaşlı ceviz ağacı ise dimdik duruyordu.
Anneanne fidanı gösterdi.
"İşte bu yüzden anne babalar, öğretmenler ve büyükler çocuklara sadece bilgi vermez. Aynı zamanda güzel alışkanlıklar kazandırmaya çalışırlar."
Akşam güneşi bahçeyi turuncuya boyarken Cihan sessizce yerinden kalktı.
Bahçe makasını yine eline aldı.
Temizledi.
Yerine astı.
Sonra Pınar'la birlikte bahçedeki birkaç kuru yaprağı topladılar.
Anneanne onları izlerken yüzünde huzurlu bir gülümseme vardı.
Çünkü o gün çocuklar sadece bahçeye yardım etmemişti.
Hayat boyu taşıyacakları çok değerli bir ders öğrenmişlerdi.
İnsan, karakterini bir günde oluşturmaz. Her güzel söz, her doğru davranış, her küçük sorumluluk; çocuklukta atılan bir tohum gibidir. Sevgiyle sulanır, emekle büyür ve yıllar sonra güçlü bir çınara dönüşür. İşte bu yüzden büyükler boşuna söylememiştir: "Ağaç yaş iken eğilir."